sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz
sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç
yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça
kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız.
21 Nisan 2012 Cumartesi
20 Şubat 2012 Pazartesi
I hate it.
Seni seviyorum.
Çok seviyorum.
Çoook seviyorum.
Ama her güzel şey çabuk bitermiş öyle değil mi?
Sen bitme.
Güzelsin ama.
Bitme.
Of!
Çok seviyorum.
Çoook seviyorum.
Ama her güzel şey çabuk bitermiş öyle değil mi?
Sen bitme.
Güzelsin ama.
Bitme.
Of!
15 Eylül 2011 Perşembe
Fak!
Dünyada yaklaşık 3 milyar daha odun varken
sen gidip illa ona aşık olursun
onu istersin
onun da seni istediğini sanırsın ya
yazık valla yazık.
Kocaman bir boşluktaki aşk kalıntılarını toplamaya çalışıyoruz da haberimiz yok aslında.
Kendimizi aşık oldu zannediyoruz.
Aşk günlerce yataktan çıkmayıp fotoğraflara bakmak, ağlamak zannediyoruz.
Ne olursa olsun o olsun diyoruz.
Üzüntüyü, kırılmaları umursamıyoruz.
Bir gülümseme, bir dokunuş herşeyi çözecek diyoruz.
ÜSTÜNE ÜSTLÜK;
Onun da böyle düşündüğünü varsayıyoruz.
Hayır;
"Seni sevmiyorum" derken içinden gelerek söylemedi aslında,
Şartlar öyle gerektirdi değil mi kızlar?
Bize bağırdı çağırdı
Ama eve gider gitmez kendini yatağa atıp ağladı
Yine de aramaya cesaret edemedi
Gururuna yediremedi.
Değil mi?
Evet aynen öyle.
Hayır değil!
İçler acısı biliyorum.
Küfür etmek geliyor içimden.
Ama küfür etmemeye karar verdim artık.
Sadece "Fak" diyorum.
Fak! Beyler,
Tamam mı?
sen gidip illa ona aşık olursun
onu istersin
onun da seni istediğini sanırsın ya
yazık valla yazık.
Kocaman bir boşluktaki aşk kalıntılarını toplamaya çalışıyoruz da haberimiz yok aslında.
Kendimizi aşık oldu zannediyoruz.
Aşk günlerce yataktan çıkmayıp fotoğraflara bakmak, ağlamak zannediyoruz.
Ne olursa olsun o olsun diyoruz.
Üzüntüyü, kırılmaları umursamıyoruz.
Bir gülümseme, bir dokunuş herşeyi çözecek diyoruz.
ÜSTÜNE ÜSTLÜK;
Onun da böyle düşündüğünü varsayıyoruz.
Hayır;
"Seni sevmiyorum" derken içinden gelerek söylemedi aslında,
Şartlar öyle gerektirdi değil mi kızlar?
Bize bağırdı çağırdı
Ama eve gider gitmez kendini yatağa atıp ağladı
Yine de aramaya cesaret edemedi
Gururuna yediremedi.
Değil mi?
Hayır değil!
İçler acısı biliyorum.
Küfür etmek geliyor içimden.
Ama küfür etmemeye karar verdim artık.
Sadece "Fak" diyorum.
Fak! Beyler,
Tamam mı?
1 Eylül 2011 Perşembe
Biraz ondan biraz bundan
Sadece yazmak istiyorum hepsi bu..
Tatilden bu sabah döndüm. Hala yol yorgunluğunu üzerimden atamadım ama tatil cidden iyi geldi, her yönden. Gezdim, eğlendim. Üstelik 12 güne uzattık, daha da uzatacaktık ama birlikte gittiğimiz kişilerin işi çıktı. Gerçi böyle tadında kalması daha iyi oldu. Neyse oramı buramı da morarttım günde 43845734 kere kaydıraktan kayarken.. Ve ayağımı yardım resmen, basamıyorum yere. Yine de çok eğlendim, Neslihan da iyi ki gelmişti bizimle. Ah bir de şu çocuğun face'ini alabilseydim.. (bu konuya sonra dönerim)
Öncelikle, aslında hiçbirşeyi özlemedim İstanbul'a dair. Belki evimi özledim biraz, ama ne kimseyle görüşesim, ne dışarı çıkasım, ne arayıp sorasım var. Ayvalık'ta da kalmak istemezdim. İstediğim şey sadece, hani ne bileyim başka bir yerde olmak. Hiçbir anımın, hiçbir tanıdığımın olmadığı bir yerde olmak ve farklı bir yaşam sürmek. Üstüne üstelik okullar da açılıyor, uff bir sürü dert sıkıntı beni bekliyor. Ne bir kitap okudum ne de bir test çözdüm. Hatta bu sene o çok sevdiğim kırtasiye alışverişine bile üşeniyorum. Aslında okula neredeyse tapan biriydim ben geçen seneye kadar, yaz tatilleri cehennem gibiydi, ne çok ağlardım okullar açılsın diye. Ama şimdi hiç açılmayacak diye bir haber çıksa öyle bir havalara uçarım ki kuşlar kıskanır valla.. Nedenini bilmiyorum, belki de bazı kişilerden, bazı anılardan dolayı böyle düşünüyorumdur. Bazen "keşke bu okula hiç başlamasaydım" bile dedim kendi kendime. Kim bilir belki daha mutlu olacaktım, belki daha mutsuz..
Neyse
Babam tatildeyken bendeki fotoğrafçılık yeteneğini keşfetti (gerek havada çektiğim taklalardan olsun, gerek yakın-uzak çalışmalarından) ve beni fotoğrafçılık kursuna göndermeyi teklif etti. Çok sevindim tabi ama umarım olur. Bir yandan da Goethe Ens. var tabi..
Bir de konudan konuya atladığımın farkındayım ama sanki değiştim artık. Bildiğin umursamaz biri oldum. Hani belki büyüdüm, onun için ama bilmiyorum. Mesela geçen sene tatilden dönerken çok ağlamıştım, çünkü alıştığım yerden ayrılmak dünyadaki en zor şeylerden biri benim için. Fakat bu sene evden çıkıp bakkala giderken yaşadıklarımı yaşadım adeta. Takmadım bile, 1-2 kişiyle görüştüm, otele dönüp bakmadan koşarak gittim otobüs terminaline (evet bunlar basit şeyler ama geçen sene kıyamet kopmuştu). Sonra, düşünüyorum da artık duygularım felç olmuş gibi. Belki de bu sene ağlama limitimi doldurdum, veya üzülme fonksiyonlarımı bozdum. Hiçbirşey umrumda değil artık, yok o bunu demiş, yok bu bunu demiş, kıçıma almam. Biraz da yararı olur aslında, herkesin her söylediğini dert edip içim içimi kemirirdi. Şimdi herkes kendine göre konuşsun, değil mi ama?
Şimdii şu konuya dönelim*
Otelde 2 tane 17-18 yaşlarında çocuk vardı laf aramızda, Tanrı'm dünya tatlısı ikisi de, sarışın böyle uzun saçlı tam benlik felan ama Bulgar'larmış. İlk önce küçük olanını beğendim ama büyüğün bana baktığını görünce o daha bir sempatik geldi :D hani "bütün erkekler aynıdır" lafı var biliyorum, ben de destekliyorum bunu. Ama bu aman Tanrı'm o daha üstün birşeydi sanki. Bir de öyle bir kibardı kiiiii *-* mesela onlar kaydıraktan kaydırağa voleybol oynuyorlardı çocuğun atma sırası gelmişti, biz de Neslihan'la 2li kaydırağa geçicektik, çocuk beni görür görmez kalktı gülümsedi yerini bana verdi. Aiyy içim gitti ulan tutup öpecektim neredeyse.. Tabi arkadaşları kaldılar ortada o kalkınca, hehe :) sonra o tam kaydı ben de farketmedim arkasından kaydım cuup çocuğun arkasına düştüm tam "sorry" felan yaptım hiç istifini bozmadı gülümsedi gene, giderken de "bye bye" demişler Neslihan da demiş onlara, ben duymamışım dönüp dolaşıp tekrar önümden geçtiler bana demek için :D of çokk güzeldi ama tüm bunların son gün olması da kötüydü bir yandan, bugün de ne güzel oynardık dimi Lyuie :P ah işte ah, yanarım yanarım adını bilmediğime yanarım..
Eaah başka konu kaldı mı? Aklıma gelirse yazarım :D
Tatilden bu sabah döndüm. Hala yol yorgunluğunu üzerimden atamadım ama tatil cidden iyi geldi, her yönden. Gezdim, eğlendim. Üstelik 12 güne uzattık, daha da uzatacaktık ama birlikte gittiğimiz kişilerin işi çıktı. Gerçi böyle tadında kalması daha iyi oldu. Neyse oramı buramı da morarttım günde 43845734 kere kaydıraktan kayarken.. Ve ayağımı yardım resmen, basamıyorum yere. Yine de çok eğlendim, Neslihan da iyi ki gelmişti bizimle. Ah bir de şu çocuğun face'ini alabilseydim.. (bu konuya sonra dönerim)
Öncelikle, aslında hiçbirşeyi özlemedim İstanbul'a dair. Belki evimi özledim biraz, ama ne kimseyle görüşesim, ne dışarı çıkasım, ne arayıp sorasım var. Ayvalık'ta da kalmak istemezdim. İstediğim şey sadece, hani ne bileyim başka bir yerde olmak. Hiçbir anımın, hiçbir tanıdığımın olmadığı bir yerde olmak ve farklı bir yaşam sürmek. Üstüne üstelik okullar da açılıyor, uff bir sürü dert sıkıntı beni bekliyor. Ne bir kitap okudum ne de bir test çözdüm. Hatta bu sene o çok sevdiğim kırtasiye alışverişine bile üşeniyorum. Aslında okula neredeyse tapan biriydim ben geçen seneye kadar, yaz tatilleri cehennem gibiydi, ne çok ağlardım okullar açılsın diye. Ama şimdi hiç açılmayacak diye bir haber çıksa öyle bir havalara uçarım ki kuşlar kıskanır valla.. Nedenini bilmiyorum, belki de bazı kişilerden, bazı anılardan dolayı böyle düşünüyorumdur. Bazen "keşke bu okula hiç başlamasaydım" bile dedim kendi kendime. Kim bilir belki daha mutlu olacaktım, belki daha mutsuz..
Neyse
Babam tatildeyken bendeki fotoğrafçılık yeteneğini keşfetti (gerek havada çektiğim taklalardan olsun, gerek yakın-uzak çalışmalarından) ve beni fotoğrafçılık kursuna göndermeyi teklif etti. Çok sevindim tabi ama umarım olur. Bir yandan da Goethe Ens. var tabi..
Bir de konudan konuya atladığımın farkındayım ama sanki değiştim artık. Bildiğin umursamaz biri oldum. Hani belki büyüdüm, onun için ama bilmiyorum. Mesela geçen sene tatilden dönerken çok ağlamıştım, çünkü alıştığım yerden ayrılmak dünyadaki en zor şeylerden biri benim için. Fakat bu sene evden çıkıp bakkala giderken yaşadıklarımı yaşadım adeta. Takmadım bile, 1-2 kişiyle görüştüm, otele dönüp bakmadan koşarak gittim otobüs terminaline (evet bunlar basit şeyler ama geçen sene kıyamet kopmuştu). Sonra, düşünüyorum da artık duygularım felç olmuş gibi. Belki de bu sene ağlama limitimi doldurdum, veya üzülme fonksiyonlarımı bozdum. Hiçbirşey umrumda değil artık, yok o bunu demiş, yok bu bunu demiş, kıçıma almam. Biraz da yararı olur aslında, herkesin her söylediğini dert edip içim içimi kemirirdi. Şimdi herkes kendine göre konuşsun, değil mi ama?
Şimdii şu konuya dönelim*
Otelde 2 tane 17-18 yaşlarında çocuk vardı laf aramızda, Tanrı'm dünya tatlısı ikisi de, sarışın böyle uzun saçlı tam benlik felan ama Bulgar'larmış. İlk önce küçük olanını beğendim ama büyüğün bana baktığını görünce o daha bir sempatik geldi :D hani "bütün erkekler aynıdır" lafı var biliyorum, ben de destekliyorum bunu. Ama bu aman Tanrı'm o daha üstün birşeydi sanki. Bir de öyle bir kibardı kiiiii *-* mesela onlar kaydıraktan kaydırağa voleybol oynuyorlardı çocuğun atma sırası gelmişti, biz de Neslihan'la 2li kaydırağa geçicektik, çocuk beni görür görmez kalktı gülümsedi yerini bana verdi. Aiyy içim gitti ulan tutup öpecektim neredeyse.. Tabi arkadaşları kaldılar ortada o kalkınca, hehe :) sonra o tam kaydı ben de farketmedim arkasından kaydım cuup çocuğun arkasına düştüm tam "sorry" felan yaptım hiç istifini bozmadı gülümsedi gene, giderken de "bye bye" demişler Neslihan da demiş onlara, ben duymamışım dönüp dolaşıp tekrar önümden geçtiler bana demek için :D of çokk güzeldi ama tüm bunların son gün olması da kötüydü bir yandan, bugün de ne güzel oynardık dimi Lyuie :P ah işte ah, yanarım yanarım adını bilmediğime yanarım..
Eaah başka konu kaldı mı? Aklıma gelirse yazarım :D
19 Ağustos 2011 Cuma
Farewell my summer love..
Eveet Lyucian ben de tatile gidiyorum.. Biraz geç olduğunun farkındayım ama bu da ucu ucuna oldu desem inanır mısın? Zaten babamı uzatmaya ikna edemessek 5 gün kalıcaz :/ Çünkü annemin programına yetişmek zorundayız. Tanrı'm şükrediyorum tabi ki, ama 5 gün.. Önceden hep 2-3 hafta giderdik, şimdiyse 5 gün o kadar az geliyor ki. Neyse dua ediyorum uzatmak için.. :)
Annem bavulları boşaltmış gidip doldurucam şimdi kendiminkini. Bavul hazırlığını çok severim, ama açıkçası onları saunadan çıkartırken orama burama yapışan örümcek ağlarına az küfür etmedim.. Neyse, aslında şu anda oturup bunları yazacağıma gidip hazırlanmam gerek, akşam 11'de çıkacağız ve daha hiçbirşey yapmadım.. Bikinimi bile az önce aldım. Ama çok beğendim :) üstü fuşya-altı kahveli birşey, çok tatlı:)
Aslında Lyue, bugün için biraz endişeliyim.. Hani nasıl söylesem, otobüs yolculuklarında -özellikle gece- sıkıntı basıyor beni, moralim çok bozuluyor, nasıl desem mutsuz oluyorum.. Geceleri herkes yatarken genellikle uyanık olduğum için de olabilir. En azından mesaj atıcak gece kuşu arkadaşlarım olursa sevinirim açıkçası :P
O değil de ilk defa kaydıraklı havuza giricem ona seviniyorum Lyueee! Hehe çok mutluyum ondan dolayı :)
Evet bu neşeli bir blog oldu. Veya öyle görünüyor. Bilmiyorum..
Neyse annem gelip çekiştirmeden ben kaçtım bebeğimm, muah! :*
Annem bavulları boşaltmış gidip doldurucam şimdi kendiminkini. Bavul hazırlığını çok severim, ama açıkçası onları saunadan çıkartırken orama burama yapışan örümcek ağlarına az küfür etmedim.. Neyse, aslında şu anda oturup bunları yazacağıma gidip hazırlanmam gerek, akşam 11'de çıkacağız ve daha hiçbirşey yapmadım.. Bikinimi bile az önce aldım. Ama çok beğendim :) üstü fuşya-altı kahveli birşey, çok tatlı:)
Aslında Lyue, bugün için biraz endişeliyim.. Hani nasıl söylesem, otobüs yolculuklarında -özellikle gece- sıkıntı basıyor beni, moralim çok bozuluyor, nasıl desem mutsuz oluyorum.. Geceleri herkes yatarken genellikle uyanık olduğum için de olabilir. En azından mesaj atıcak gece kuşu arkadaşlarım olursa sevinirim açıkçası :P
O değil de ilk defa kaydıraklı havuza giricem ona seviniyorum Lyueee! Hehe çok mutluyum ondan dolayı :)
Evet bu neşeli bir blog oldu. Veya öyle görünüyor. Bilmiyorum..
Neyse annem gelip çekiştirmeden ben kaçtım bebeğimm, muah! :*
12 Ağustos 2011 Cuma
Ben senin o, değişmeyen kaderiiiiin diririm
Başlığa bakma Lyucian, o konuda birşey yazmayacağım. Hani çok merak ediyorum dersen, artık iyileştim diyebilirim. Yalnızlığın tadını çıkardığım söylenemez ama eskiden neysem şimdi de oyum işte. Şimdi tutup eski sevgiliye sayıp sövmem hayatta, yapanları da anlamam. Sonuçta özel birşeyler yaşadık ve olanlar büyük ölçüde kendi tercihimizdi. Ve denedik ama olmadı, değil mi? :) Evet insan acısı dinince daha mantıklı düşünebiliyor..
Evet tatlııım, okulların açılmasına epey az bir zaman kaldı. Kaç gün olduğunu bile hesaplamak istemiyorum çünkü zerre kadar özlemedim okulu. Evde bütün gün oflayıp poflayarak gezsem de tatil güzel. Hep klişe bir laf vardır ya, "kim kalkıcak şimdi 6'da..." aynen öyle. Sabah sabah kalk, soğukta durağa git, otobüs bekle, okula git, puffs sıkıcı derslere gir, bazı adını bile duymak istemediğin kişilerin yüzünü gör, sonra okuldan çık, eve gel, ders çalış, ödev yap... Sıkıcı tatil günlerinde odamda pilates yapıp abur cubur yemek (ironik evet) bile daha eğlenceli bana göre. Bir de TM seçtim ben. Adı üstünde, Türkçe - Matematik.. Bütün sene kelimeler ve sayılar tepeme yığılacak ve altında ezilmemeyi umuyorum. Dershaneye kesinlikle gitmem. Belki özel ders alırım. Demişken aklıma geldi, bir de bu sene büyük ihtimalle Geothe Enstitü'süne yazılırım. Almanca öğrenmeyi çok istiyorum ama Bayram Hoca'yla zor açıkçası. Bu sene emekli olucak diyolar ama işimi garantiye almam gerek. Hem belki o benim için okul sonrası bir sosyal aktivite olur, ha? Umuyorum bunu evet.
Humm üstüne bir de bu sene okul forması değişecekmiş. Tanrı'm nasıl sevindim anlatamam.. Zaten gömlek giymekten nefret ederim, bir de kravat felan.. Tamam forma dedik de o kadar da abartmasalardı, küçük rüküşler olarak geziyorduk resmen. Bu sene uzun kollu Lacoste olacak diyorlar, siyah. Altına da siyah etek (ohyes). Tabi eteğin boyu biraz kısalır bu sene, dimi ama :P
Onun dışında annemin bugün programı var. Her cuma Barış Tv'de sunuculuk yapıyor artık. Çok mutlu oldum onun için, onu ekranda görmek harika! Sesi de çok güzel :) bakarsın yakında ünlü oluruz bebeğim hehe :D
O değil de formspring'de bir sapık dadandı başıma ki sormaa :D haha manyak insanlar var cidden, bakalım..
İşte böyle Lyue, çok değiştim bu son zamanlarda. Kötü şeyler de oldu tabii, ama iyi yanları daha çok oldu. Bir kere her söyleneni umursamıyorum artık, kafaya takmıyorum herşeyi. Ve her söylenene inanmıyorum.
He unutmadan, Onur yevrum sayesinde dünden beri ağzıma takılan şarkıyı dinleee;
Kalktım geldim yok yollar uzun
Yok senle küsüm dinlemedim
Gurur için ne aşklar yaktım
Ama senle yerle birim
Taklitlerimden sakındın mı yokluğumda
Onlar hep aslını yaşatır aptal olma
Ben senin o değişmeyen kaderin
Ay yanıyor baştan aşağı her yerim
Bildiğin o malum günahlara yine girelim girelim
Ben senin o terk etmelerini yerim
Gittiğinde sende kaldı bir yerim
Sözde ayrılıkları bir kalem geçelim geçelim
Baktım sensiz günler çok uzun
Kendimle küsüm hiç iyi değilim
Benim güzel öteki yarım
Sen nasılsın onu bilelim..
http://www.youtube.com/watch?v=0LxywYKHSUw
Nasıl? Beni anlatıyor mu dersin ;)) hehehe...
Evet tatlııım, okulların açılmasına epey az bir zaman kaldı. Kaç gün olduğunu bile hesaplamak istemiyorum çünkü zerre kadar özlemedim okulu. Evde bütün gün oflayıp poflayarak gezsem de tatil güzel. Hep klişe bir laf vardır ya, "kim kalkıcak şimdi 6'da..." aynen öyle. Sabah sabah kalk, soğukta durağa git, otobüs bekle, okula git, puffs sıkıcı derslere gir, bazı adını bile duymak istemediğin kişilerin yüzünü gör, sonra okuldan çık, eve gel, ders çalış, ödev yap... Sıkıcı tatil günlerinde odamda pilates yapıp abur cubur yemek (ironik evet) bile daha eğlenceli bana göre. Bir de TM seçtim ben. Adı üstünde, Türkçe - Matematik.. Bütün sene kelimeler ve sayılar tepeme yığılacak ve altında ezilmemeyi umuyorum. Dershaneye kesinlikle gitmem. Belki özel ders alırım. Demişken aklıma geldi, bir de bu sene büyük ihtimalle Geothe Enstitü'süne yazılırım. Almanca öğrenmeyi çok istiyorum ama Bayram Hoca'yla zor açıkçası. Bu sene emekli olucak diyolar ama işimi garantiye almam gerek. Hem belki o benim için okul sonrası bir sosyal aktivite olur, ha? Umuyorum bunu evet.
Humm üstüne bir de bu sene okul forması değişecekmiş. Tanrı'm nasıl sevindim anlatamam.. Zaten gömlek giymekten nefret ederim, bir de kravat felan.. Tamam forma dedik de o kadar da abartmasalardı, küçük rüküşler olarak geziyorduk resmen. Bu sene uzun kollu Lacoste olacak diyorlar, siyah. Altına da siyah etek (ohyes). Tabi eteğin boyu biraz kısalır bu sene, dimi ama :P
Onun dışında annemin bugün programı var. Her cuma Barış Tv'de sunuculuk yapıyor artık. Çok mutlu oldum onun için, onu ekranda görmek harika! Sesi de çok güzel :) bakarsın yakında ünlü oluruz bebeğim hehe :D
O değil de formspring'de bir sapık dadandı başıma ki sormaa :D haha manyak insanlar var cidden, bakalım..
İşte böyle Lyue, çok değiştim bu son zamanlarda. Kötü şeyler de oldu tabii, ama iyi yanları daha çok oldu. Bir kere her söyleneni umursamıyorum artık, kafaya takmıyorum herşeyi. Ve her söylenene inanmıyorum.
He unutmadan, Onur yevrum sayesinde dünden beri ağzıma takılan şarkıyı dinleee;
Kalktım geldim yok yollar uzun
Yok senle küsüm dinlemedim
Gurur için ne aşklar yaktım
Ama senle yerle birim
Taklitlerimden sakındın mı yokluğumda
Onlar hep aslını yaşatır aptal olma
Ben senin o değişmeyen kaderin
Ay yanıyor baştan aşağı her yerim
Bildiğin o malum günahlara yine girelim girelim
Ben senin o terk etmelerini yerim
Gittiğinde sende kaldı bir yerim
Sözde ayrılıkları bir kalem geçelim geçelim
Baktım sensiz günler çok uzun
Kendimle küsüm hiç iyi değilim
Benim güzel öteki yarım
Sen nasılsın onu bilelim..
http://www.youtube.com/watch?v=0LxywYKHSUw
Nasıl? Beni anlatıyor mu dersin ;)) hehehe...
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Oysa ki değişir herşey bir anda
Bunu söylemek cidden acı veriyor
Onca şeyden sonra.
Ama ben biliyorum.
Bilmek istemezdim ama biliyorum.
Eğer bir gün bunları okursan,
Gülümseyeceğini biliyorum.
Mutlu olacağını biliyorum.
Mutsuz olduğum için.
Hoş..
Onca şeyden sonra.
Ama ben biliyorum.
Bilmek istemezdim ama biliyorum.
Eğer bir gün bunları okursan,
Gülümseyeceğini biliyorum.
Mutlu olacağını biliyorum.
Mutsuz olduğum için.
Hoş..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
